Bakışlarınla Galataport’un ışıklarına sırtımı dayadığımda, tek nefeste “Gel” diyorum; Cihangir’deki sakin odamda, kapıdan içeri adımını atar atmaz bakışların tenimi soyuyor. Kısa, keskin bir soluk alıp dudaklarınımdaki nemli izi görmeni istiyorum; sonra da Galata Kulesi’nin gölgesinde geçen saatleri, İstiklal’in uğultusundan uzak, sadece ikimizin ritmine bırakıyoruz.
Yaşlı bedenimin her kıvrımını, her kasın yavaşça gerilişini, her ıslak dokunuşu senin bakışınla çoğaltıyorum; buraya geldiğinde, tek bir söz bile etmeden, tüm gece boyunca bakışlarınla bana hükmetmeni istiyorum.
